VF mobo


​HAMAS-İSRAİL ÇATIŞMASI: ATEŞKES KALICI OLABİLİR Mİ?

Öncelikle insan güvenliği ve ontolojik güvenliğin merkezde olması gereken bir süreçte bunu hiç dikkate almayan 15 binden fazla insan katleden ve yaşam alanlarının kullanılamaz biçimde yerle bir edilmesine imkan veren İsrail yetkililerinin birden insani yönlerinin ortaya çıktığını asla söyleyemeyiz.

Dünyanın gözü önünde soykırım derecesinde katliamlara devam eden ve ateşkes önerilerini ret eden İsrail, nasıl oldu da ateşkese razı oldu ve üstelik uzatılmasına da onay verdi?

Öncelikle insan güvenliği ve ontolojik güvenliğin merkezde olması gereken bir süreçte bunu hiç dikkate almayan 15 binden fazla insan katleden ve yaşam alanlarının kullanılamaz biçimde yerle bir edilmesine imkan veren İsrail yetkililerinin birden insani yönlerinin ortaya çıktığını asla söyleyemeyiz.

Etnik, dini, mezhepsel vb. ayrıma girmeden her insan canının aynı derece de kıymetli olduğunu belirterek asla Hamas bitmeden ateşkes olmayacağını açıklayan İsrail Batı’nın artan baskısı altında mı bu kararı verdi?

CİDDİ KAYIPLAR OLUŞTU

Artan baskıların rolü yadsınamaz. Bu baskılara iç kamuoyu baskılarını da eklemleyebiliriz. Ateşkes mutabakatı öncesinde, İsrail’in siyasi ve askeri hedeflerine önemli ölçüde ulaştığını dikkate almak gerekir. Gazze’nin kuzeyi neredeyse boşaltıldı ve adeta taş üzerinde taş bırakılmadı. Gazzeliler güneye doğru göçe zorlandı. Tekrar geri dönüş halinde yaşamı sürdürecekleri her türlü konut, işletmeler, market, sağlık kurumları, dini yapılar, eğitim kurumları, yönetim binaları yok edildi. Sadece binalar değil, binalarla birlikte alt yapı, ekipmanlar ve nitelikli insan gücü de ciddi kayıplar verdi. İsrail, önce Gazze’nin orta bölgesinden girerek kuzey ve güneyi birbirinden ayırdı ve sonrasında orta bölgeden giren kuvvetleri kuzey ve doğudan girişi yapanları da adeta bir çekiç gibi kullanarak kara, deniz ve havadan yoğun ateş desteği ile güneye yönelmelerini sağlamaya çalıştı. Güneye doğru gidenler ise orta bölgeden giren kuvvetler tarafından baskı altına alındılar.

İsrail, Gazze’nin ortasında bir tampon bölge oluşturmayı tamamlamaya çalışmakta, kuzeyde kalan bölgede ise kontrolü sağlamaya yönelik operasyonlarını yürütmektedir. Kuzeyden göçe zorlanan ve güneyde yaşayanlarla birlikte milyonlarca insan Refah Sınır kapısı ile İsrail’in oluşturduğu tampon bölge arasında dar bir bölgede sıkışmış durumdadır. Tam anlamı ile insani kriz yaşanmakta ve bu krizin toplu can kayıplarına yol açabileceği bir sürece adım adım yaklaşılmaktadır.

ORTAK BİR KARAR ÇIKMADI

İsrail, Müslüman ülkelerin tepkilerinin söylem dışına çıkamadığını, son yapılan İslam İşbirliği teşkilatından da bildiride yazılanlar dışında ortak bir eylem için karar çıkmadığını görmesi, kuzeyde Hizbullah ile birkaç küçük çaplı çatışma dışında kapsamlı bir çatışma olmaması, Irak ve Suriye’de İranlı Milisler veya İran güdümlü örgütlerin ABD üslerine yaptığı birkaç saldırı dışında İsrail’e doğrudan saldırı da bulunmamaları, Yemen merkezli Husilerin birkaç etkisiz İHA saldırısı dışında  tehdit oluşturamamaları ve en önemlisi İran’ın sessiz kalması (İran’ın bu sessizliği ABD’den gelen ve yaptırımlardan bazılarının kalkmasına yönelik mesajlar sonrasında olduğu iddiaları mevcuttur), ABD öncülüğünde ki batılı ülke yönetimlerinin desteği ile rahatlamış ve Gazze’yi bölme ve yenden onarılması yıllar alabilecek şekilde yıkma planını çok rahat biçimde uygulama imkanı bulmuştur.

Nitekim, yedek askerlerin önemli bir bölümünü sivil yaşamlarına geri döndürme kararı alması bu gelişmelerin bir sonucudur. İsrail, rahatlamış ve yıllardır uyguladığı iç hat manevrasına uygun şekilde ağırlığını Gazze’ye vermiştir.

İSRAİL HEDEFİNE ULAŞTI

Kısacası, İsrail hedefine ulaşmıştır. Hedefine ulaşmakla kalmamış, Hamas’ın elinde bulunan rehinler nedeni ile İsrail iç kamuoyunun tepkisinin giderek arttığı ve yine aynı nedenle ABD’nin kendi vatandaşı olan rehinleri dikkate alarak harekatın şiddeti konusunda İsrail yönetimine yönelik baskılarının arttığı bir dönemde ateşkese razı olarak Uluslararası Kamuoyunda tepkilerin zirve yapmaya başladığı süreçte baskıların önüne geçmeyi de amaçlamıştır. Yine insani yardımlara izin vererek bu konuda artan tepkilere de olumlu yaklaşmış olmaktadır.

Diğer taraftan İsrail’de ekonomik anlamda giderek artan sorunların da baş göstermeye başlamasını da ateşkes kararı alınmasında önemli bir etken olduğunu da dikkate almak gerekmektedir.

Rehine takasında Hamas’ın, İsrail’in elindeki Filistinlileri geri alması İsrail’e diz çöktürmek gibi görülebilir. Ancak, unutulmamalıdır ki çoğunluğu çocuk ve kadın olan 15 bine yakın can kaybının da yaşam hakları en az takasta geri alınanlar kadar değerlidir.

Hamas, bu aşamaya kadar İsrail’in ciddi şekilde itibar kaybına yol açması, İsrail konusunda dünya kamuoyunda artan olumsuz imaj oluşumunda sağladığı katkı ve elbette Filistin davasının dünya kamuoyunda gündeme gelmesi, iki devletli çözümün daha sıklıkla dile getirilmesi konusunda dikkatleri arttırdığı söylenebilir. Ancak, verilen kayıplar, yerle bir edilen Gazze’nin durumu Hamas’ın da ciddi bir fayda -maliyet analizi yapmasının gerekli olduğu değerlendirilmektedir.

ATEŞKES KALICI OLABİLİR Mİ?

İsrail’in en büyük korkusu Babiller ve Romalılardan sonra 3’üncü defa bölgeden sürülme korkusudur. Tekrar sürülmeleri halinde giderek artan demografik sorunlar ve sürekli savaş ortamında yaşamak istemeyenlerin sayısında artı nedeni ile bir daha asla yeni bir İsrail devleti kuramayacaklarının farkındadırlar.

Alman Coğrafyacı Ratzel, devletleri canlı bir organizma olarak görmektedir. Ona göre devletler akışkandır. Ratzel’in görüşü Hitler’in yaşam alanı doktrinin temelini oluşturmuştur. İsrail’in kendilerine soykırım uygulayan Hitler’in uyguladığı doktrin izinden giderek yaşam alanlarını genişletme çabalarında, Hitler gibi bir son ile karşılaşabileceklerini asla unutmamaları gerektiği düşünülmektedir.

Yazının başlığında ateşkes kalıcı olabilir mi? sorusu vardı. Cevabı kalıcı olamayacaktır. Geçmiş bunun cevabını vermektedir. Bu çatışma, tarihte kanla yazılmış, insanlığın sessizlik sarmalında olmaya devam ettiği bir sahne olarak yerini alacaktır.