Vakıf Katılım web

"TABANDAN TAVANA" DÖNMELİ AK PARTİ

Yaşar İÇEN 19 May 2024

Yaşar İÇEN
Tüm Yazıları
AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hafta içi yaptığı açıklamalar karşısında AK Parti teşkilatları ve AK Parti'ye oy veren seçmen yeni bir heyecana yelken açmak istese de bu sefer bu açıklamaların "ikna edici" olmasını bekliyor.


2023 Genel Seçimi öncesinde ve sonrasında sesini duyurmaya çalışan AK Partili eski/yeni teşkilatlar ve seçmen kitlesinin “köklü değişim” beklentileri karşılanmayınca 2024 Yerel Seçimleri sonrasında temkini elden bırakmayanlar “somut hareketler” bekliyor.

Aslına bakarsanız son birkaç yıldır AK Parti tabanından ciddi anlamda yükselen bir değişim talebi var fakat her seçim sonrasında bu talep karşılık bulmamakla birlikte “değişim faturası” yayınlanan kararnamelerle bürokrasiye kesiliyor.
“Bu kez durum çok farklı ve ciddi” diyor AK Partili seçmen zira Adıyaman-Şanlıurfa gibi kale olarak görülen şehirler en yüksek perdeden verdi tepki mesajını.

AK Partililerin “ille de değişim” dediği noktaların neresi olduğu konuşulurken asıl meselenin isimlerle birlikte “ruhtan sapma olduğu” da unutulmamalı.
Ruh kaybolduğu zaman yanlış isimler göreve gelir, azimle hareket edilmez, bireysellik ön plana çıkar, her geçen gün nabız kaybedilir ve destek veren seçmen kitlesi yok sayılır…

AK Parti’nin ruh kaybı nerede başladı derseniz, “üyelerin yok sayılmasıyla” derim.
AK Parti, kuruluşunun ilk yıllarında kapı kapı gezen, anlatan, dinleyen, gören, çalışan, görünürlüğü ve öz güveni yüksek, kök misali ağacını besleyen üyeleri sayesinde güç buldu. Bu kökler AK Parti’nin koca gövdeli bir çınara dönmesini sağladı. Lakin gelin görün ki uzayıp büyüyen/yükselen gövde, zamanla o yükseklikten köklerinin sesini ve taleplerini duymaz oldu. Ne kadar büyüyüp yükselse de köklerinden güç almadığı sürece ağacın kuruyacağı unutuldu.

İlk yıllarda fazlasıyla etkili-yetkili-görünen-işitilen üyeler yıllar içerisinde kendi şehrinin adaylarını, başkanlarını ve yönetimlerini dahi belirleyemez oldu.
Halbuki teşkilat yapıları öyle bir sistemle işlemeli ki, oy potansiyeli ve üretkenlik ilk şart olmalı. Ve tüm oylamalar şeffaf olmalı. İl başkanları, teşkilat kadroları, milletvekili adayları, belediye başkan adayları, il ve bölge sorumluları üyelerin yapacağı şeffaf oylama ile belirlenmeli.
Bu uygulama üyelere sorumluluk ve değer vermekle birlikte partiler arasındaki kavimler göçünün de önüne geçecektir. Nasıl mı? Son yıllarda iyice ayyuka çıkan bir durum var; kendi partilerinde görev bulamayanların “büyük bir kitleye/oy potansiyeline sahip olmama rağmen benim hakkımı yediler” diyerek o parti senin bu parti benim kapı kapı gezmesini önleyecek…
Ya da gerçekten başarılı olmasına ve şehrinde karşılık bulmasına rağmen sırf “birilerinin tanışı olmadığı için” haksızlığa uğrayan isimlerin gururlu bir şekilde partisini istemeye istemeye terk etmesinin önüne geçecek…

Üyeler şehirlerini temsil edecek isimleri kullanacakları oylar ile belirlerse ve çıkan sonuçlar şeffaf bir şekilde paylaşılırsa ak ile kara net bir şekilde belli olacak ve herkes aldığı oy kadar konuşacak.
Uzun lafın özetiyle AK Parti “tabandan tavana döneminden çıkıp tavandan tabana dönemine” geçtiği için şimdi sorunlar yaşanıyor. Hemen belirtmek istiyorum aslına bakarsanız sözünü ettiğim “tavan-taban restleşmesi” tüm partilerin sorunu şu an. Ve bu restleşme ile şehirlerde partiler değil isimler kazanıyor artık.

Tabanın istediğini genel merkez görmezden geliyor, tavanın dayattığına da taban oy vermiyor tıpkı Şanlıurfa ve Adıyaman da olduğu gibi.
Herkesin “yanlış görüyorsun” dediği bu iki şehri 2023 Eylül ayından itibaren yazıp anlattım; AK Parti halkın gönlündeki isimleri aday yapmazsa (Kasım Gülpınar ve Halil Fırat) Şanlıurfa ve Adıyaman hiç beklenmeyen bir tepkiyi ortaya koyacak diyerek.
Aslına bakarsanız Şanlıurfalıların Kasım Gülpınar’ı seçmesi pek çok kesimin şapkayı önüne koyup düşünmesi gereken bir çalışma başlığı. Yavuz Donat, Kemal Öztürk ve daha pek çok ismin ısrarla “Urfalıların nabzını aldık asla ve asla Kasım Gülpınar seçilmeyecek, Zeynel Abidin Beyazgül bu kez daha büyük farkla kazanacak” demesi İstanbul ve Ankara’nın toplumdan ve gerçeklerden ne denli uzaklaştığını/görmezden geldiğini/duymadığını/anlamak istemediğini gösteriyor.
Ve son günlerde kulislerde yeniden ısıtılan “Kasım Gülpınar AK Parti’ye geçecek mi?” söylentilerini bana da sıklıkla sorduğunuz için yeri gelmişken cevap vereyim. Öncelikle belirteyim Urfalılar Kasım Gülpınar’ı Yeniden Refah Partisi adıyla seçmedi, kendi şahsına duydukları güvenle seçti. Kasım Gülpınar da AK Parti’ye keyfiyetten sırtını dönmedi, şahsı ve Urfalıların iradesi görmezden gelindiği için kırgın ayrıldı. Gülpınar’ın AK Parti’ye dönüp dönmeyeceğini tam olarak bilemem fakat “rahatsızlığını dile getirip ayrıldığı isimler ve sorunlar ortadan kalkmadan” dönmeyeceğini gayet iyi biliyorum…

Bu iki şehir hatırlatması üzerinden seçmenin olmasını istediği önemli bir değişim beklentisinin daha altını çizmek istiyorum. AK Partili seçmen şehirlerin emanet edildiği şehrinden uzak “abilerin” acilen değiştirilmesini talep ediyor. Yeni-aktif-toplumla iletişimi açık-zekası kıvrak ve sempatik, eleştiriye açık, yapıcı, çözümler üreten, genç, dinamik, güçlü ve şehrinde en fazla oy alan isimlere emanet edilmeli şimdi şehirler…