Vakıf Katılım web

NO TRİP - HOBİA

Milena Berfin GÜLDOĞAN
Tüm Yazıları
Size yeni bir kavramla geldim bu hafta; notriphobia. Aslında hecelerine ayırdığımda bence anlamı direkt ortada olan, hepimizin hissettiği ama bu hissin bir tarifinin olduğundan habersiz olduğu, yen nesil değil her dönem insanını eminim bir kez ürkütmüş bir hissin adı: Rezervasyonu tamamlanmış ya da planı yapılmış bir seyahat/gezi olmaması korkusu.

Şimdi böyle söyleyince bir tuhaf geldiğinin farkındayım, biraz açıklayayım. En son ne zaman tatile gittiniz? Ya da doğru soru şu; en son ne zaman bir tatil planı yaptınız? Önünüzde bir tatil planı olmaması, ev-iş denkleminden sizi sıyırıp alacak planlı bir kaçamağın var olmaması sizi rahatsız eder mi? Bir seyahat fikrinin varlığı sizi rahatlatır mı? Şimdi tam tersini düşünün, tatilsizlik hissi nasıl bir his? İşte tam olarak o hissin adına uzmanlar notriphobia demişler. 

Yapılan araştırmalar da çalışan bir insanın yakın dönemde bir tatil planının olması, ‘gideceğini’ bilmesi, gitme zamanı yaklaştıkça çalışma şevkinin arttığını, hayat kalitesinin yükseldiğini ve mutluluk hormonunun vücutta daha çok salgılandığını gösteriyor. 

Demem o ki; tatil planı yapabilen yapsın, izin alamayan bir sonraki bayram dönemini değerlendirsin, en son ihtimal günübirlik planlarla kendinizi, beyninizi ve vücudunuzu rahatlatın. 

Aa bir de triphobia var, ay ona sakın bakmayın bile o bambaşka bir şey, fena.

SERGİ REHBERİ

Mayıs ayının son haftasında açılan birkaç sergiyi sizinle paylaşmak istiyorum. Can İncekara’nın Çocukluk Tahtı sergisi 15 Haziran’a kadar KAIROS’ta, Ters Yüz Pera sergisi 18 Ağustos’a kadar Pera Müzesi’nde, Havaya Dair sergisi 18 Ağustos’a kadar Salt Beyoğlu’nda ve Itızar Barrio’nun Öyleyse En Başa Dönelim sergisi 29 Eylül’e kadar Salt Galata’da ziyarete açık olacak. İstanbul Modern’de ise 11 Ağustos’a kadar Zamansız Meraklar sergisi devam ediyor. Şişhane tarafına uğrarsanız 4 Haziran’dan önce Bilsart’ın alt katını da es geçmeyin; Aşikâr Hareketlerin Gizli Halleri sergisi görülmeye değer bir sergi. 

CYRANO de BERGERAC

Edmond Rostand tarafından yazılan, 17. yüzyılda yaşamış Parisli şair ve silahşör Bergerac’ın hayat hikayesinin anlatıldığı iki oyun, iki ayrı sahnede izleyicisiyle buluşuyor. DasDas; Cyrano ismiyle, kostüm-iyi sahne-oyuncular ekseni düzgün kurgulanmış bir oyun seyri sunuyor. Bülent Emin Yarar, Caner Erdem, Mert Fırat gibi izleme zevki yüksek oyunculara, Ahmet Sami Özbudak yönetmen koltuğunda eşlik ediyor. Eğer gitmek isterseniz oyun 20 Mayıs’da DasDas’da sahnede olacak. Ancak oyuncuların da söylediği gibi bu oyun kitaptan biraz farklı, kendi dünyasını yansıtan ve orijinalinden başka bir boyut çizen senaryoyla sahnede; o şekilde değerlendirmenizde fayda var…

Çarşamba akşamı Şişli Tiyatrosu’nda hem yönetmen koltuğunda oturan hem de başrolde yer alan Yaşam Boyu Onur Ödüllü Kemal Başar’ın versiyonu; Cyrano Rock’a davetliydim. Birçok eleştirmenden güzel yorumlar toplayan oyunun; aklımda uzunca yer eden son sahnesi, Nurkan Renda’nın orijinal müzikleri ve oyunculuklar oyunun güçlü kası olarak öne çıkıyor. Başta oyunun içine giremedim, bir anda başlayan şarkılara adapte olamadım ancak Kemal Başar’ın muhteşem sesi ve oyunculuğu beni bir noktada mest etti. Hatta dinlerken bir şarkıda gözlerim doldu, şarkıyı inanılmaz beğendim. Araştırdığımda prömiyer gününde tüm müzik platformlarında şarkıların yayınlanacağını gördüm ama bir türlü bulamadım. Hem KRL Müzik etiketiyle hem de Cyrano Rock ismiyle herhangi bir şarkıya rastlamadım, eğer olur da görürlerse buradan hatırlatmış olayım, şarkılar yayınlanırsa eminim dinlenecektir…

BİR CUMHURİYET ŞARKISI

Geçen hafta Huysuz Virjin’in çıkacağı iddia edilen filmini yazarken bahsettiğim Bir Cumhuriyet Şarkısı filmini hatırlarsınız... Bu sene içinde izleyeceğimizi söylemiştim size, tam tarih belli oldu; Ekim ayında beyaz perdede olacak. 30’lu yıllar Türkiyesi’nin ve ilk operamızın hikayesinin anlatıldığı filmi; güçlü kadrosundan, merak uyandıran sanat-cumhuriyet önermesinden ve bir de -doğru işlenmişse- tadından yenmeyecek senaryosundan dolayı merakla bekliyorum.