Vakıf Katılım web

DORTMUND OLMAK

Mehmet Arif DEMİR
Tüm Yazıları
Sizi çok fazla rakama da boğmadan bazı verileri paylaşarak başlayalım yazıya. Öncelikle geçen hafta 1 Mayıs günü oynanan maçta Arap sermayesinin en semirmiş tosunlarından PSG'yi yenip Şampiyonlar Ligi hedefine bir adım daha yaklaşan Borussia Dortmund'dan bahsettiğimizi anlamışsınızdır.

Dortmund kenti 600 bin nüfuslu bizim Anadolu kentleri ayarında bir sanayi merkezi. Belki İzmit’e benzetmek mümkün belki Denizli ile mukayese edebiliriz yani. Fakat maçlarını oynadıkları Signal Iduna Park stadyumu 80 bin kişi kapasiteli. Yani şehrin nerdeyse yüzde 15’ini aynı anda tek bir mekanda toplamak istesek sığdırabiliriz. Bu kapasite her sezon satışa çıkan biletleri sezonluk olarak kapatan kombine sahiplerince dolduruluyor ve kulübün kasasına daha sezon başlamadan yüklü bir miktar €uro enjekte edilmiş oluyor.

Düşünsenize 600 bin kişinin 80 bini belki her hafta belki de on beş günde bir sosyal bir aktivite için program yapıyor ve yapılan organizasyona dahil olarak yaklaşık iki saat boyunca eğleniyor. Ve bunu sadece birinci ligdeyken veya şampiyonlar liginde Avrupa liginde oynarken değil küme düştüğünde alt liglerde bile gerçekleştiriyor. Pazarlamacılar için ne “case”ler ama, müşteri sadakati, marka bağımlılığı, vs., vs.

Şu anda kendi liginde beşinci sırada bulunuyorlar. Başka imrenilecek bir proje olan Bayer Leverkusen ligi domine etti, sildi süpürdü. Ağır Abi Bayern Münih bile bu sene nadasa çekildi Almanya’da. Enerji içeceği sponsorlu Leipzig ve Stuttgart var üstlerinde ama Avrupa’da bir başka Dortmund.

Bizim Nuri Şahin geçen sezon ortasında yetiştiği kulüp olan Borussia Dortmund’dan teklif gelince Antalya’ya apar-topar veda etmiş ve Edin Terziç’in asistan koç kadrosuna dahil olmak için soluğu Ruhr Havzası’nda almıştı. Şimdi bugünlerde izliyoruz saha kenarında kendisini ve mutlu oluyoruz. Yani Dortmund kendi teknik direktörlerini de kendi içinden üreten bir yapı kurmuş. Edin Terziç sezon sonu ayrılınca yapı içinden birisini hemen başa getirmekten imtina etmiyorlar.

Hafta sonu Marco Reus’un gelecek sezon takımdan ayrılacağı duyuruldu, galiba Beşiktaş’taki yeni yapılanma onun etrafında kurulacak ama hemen kulüp açıklama yaptı “profesyonel kariyerinden sonra buraya dönecek çünkü onu bekleyen pek çok heyecan verici görev var” diyerekten hem futbolcuyu onore ettiler hem de kariyer planını deklare etmiş oldular kendisine.

Almanya’yı bilen tanıyan dostlar Dortmund’un Bayern Münih ve Leipzig’e göre daha sempatik bulunduğunu, daha planlı ve programlı giderek, daha düşük bütçelerle sürdürülebilir bir başarı hikayesi inşa ettikleri için sevildiklerinden bahsederler.

Aslında reçete hazır. Reklamcıların sevdiği şekilde söylersek: global düşün, yerel uygula. Al sana Dortmund formülü, bunu geliştirsek, kendimize adapte etsek ve böyle bir kulüp kültürü inşa etmeye şimdi başlasak gelecek 10 yılda zımba gibi bir projemiz olur elimizde.

Ama neylersin ki; coğrafya kaderdir. Bizde bu işler böyle olmaz çünkü on yıl kimse bunun inşası için sabır gösterip beklemez. Bize başarı hemen lazım hatta dün lazımdı, bugün lazım, yarın da lazım olacak.

Altınordu belki biraz daha sağlam gitseydi olabilirdi, belki Samsun bunu deneyecek olur mu olmaz mı göreceğiz ama mutlaka bir şeyler yapmalıyız çünkü bunu yapmak mümkün. Biraz sabır ve biraz cesaret gerekiyor biraz paranın yanında.

Haydi kalın sağlıcakla. Galatasaray’a da (erkenden) tebrikler, Avrupa’da başarılar.