DEMİYORLAR…

Aslı SERTDEMİR 01 Eki 2022

Türk halkı yufka yüreklidir. İki damla gözyaşı görünce dayanamazlar.

Türk halkı yufka yüreklidir. İki damla gözyaşı görünce dayanamazlar. Ağlayana üzülür, sahiplenir, yanında olurlar. Alıverir kanatları altına, laf ettirmezler. Yurdum insanı sever mağduru! İki damla gözyaşı, siler tüm günahları… Hatırlamazlar olup biteni, geçmişi… Ne olduğunu, detayları umursamazlar. Doğru mu, yalan mı söylüyor bakmazlar. Numaradan mı o yaşlar, araştırmazlar. “Ektiğini mi biçti acep?” diye düşünmezler. Hele o gözyaşlarını bir kadın döküyorsa, hiç kıyamazlar.   Bakın Hadise’ye! Daha birkaç ay evvel, kadını önüne gelen çarmıha geriyordu. “Arkadaşının kocası ile beraber oldu. Sevgilisini aldattı. Yuva yıktı!” diye… Demediğini, etmediğini bırakmadılar.  Ama konserinde ağlayınca işler değişti. Herkes unuttu olup bitenleri. Dün sövenler, bugün Hadise’ye laf ettirmiyor. Acıyıp, üzülüyorlar. Teyzeler günlerde kısır yerken, Hadise için ağlıyor. Sanki kendi kızları boşanıyormuş gibi dizlerini dövüyorlar. Bi akıllı da çıkıp demiyor ki… “Bu kız nişanlısı aldattı, ayrıldı. Adamın daha kırkı çıkmadan, Murat’ın elini tuttu. Zaten olmayacak bir evlilik yaptı. Bugünde olması gereken oluyor, boşanıyor. Ve her mutsuz insan gibi ağlıyor. Abartmayın!”

 Kirli reyting!

Gülseren Budayıcıoğlu; 75 yaşında bir psikiyatr. Aynı zamanda yazar. Hastalarının gerçek hayat hikayelerini yazdı. Ve yazdığı kitaplar, yıllar sonra yapımcıların dikkatini çekti. Hepsi bir bir ekrana uyarlandı. Diziler yayın günlerinde, gün birincisi oldu. Gülseren Budayıcıoğlu’nun hastaları, büyük merak konusu oldu. Neticede hiçbiri hayal mahsulü değildi. Özellikle “Camdaki Kız” dizisindeki karakterler… Onların gerçekte kim olduğunu bulmak, hayat memat meselesine döndü. Dizide verilen detaylardan, esas camdaki kızın Alara Koçibey olduğu iddia edildi. Şimdi işin aslı astarına gelecek olursak… Diyelim ki tahminler “doğru” ve o kız Alara! Eminim ki kimse onun yerinde olmak istemez. Çocukluğundan beri büyük yaralar almış, iyileşmek isteyen bir kadın… Yaralarını sarmak için psikiyatra gitmiş. Tüm kötü günleri ardında bırakmak, silmek istemiş… Ve bir gün unutmak istediği ne varsa, milyonlara servis edilmiş. Hiç kimseyle paylaşamadığı kötü anıları, sır olmaktan çıkmış. Belki de ilk defa güvenip, açıldığı doktoru tarafından ifşa edilmiş. Daha da beteri… Bunu yapan doktora, kimse hesap sormuyor. Nerede yeminin? Nerede mesleki etiğin? Doktor, hasta mahremiyetin hikaye mi?   

Tavsiye!

Instagram’da önüme çıkan her iki özlü sözden biri, “Kurtul insanlardan! Arın! Kendine gel! Yalnız daha mutlusun!” filan… Ne oluyor, anlamıyorum ki. Evren bana bir mesaj gönderiyor da ben mi çözemiyorum?  Sevgili evren; eğer ki bu bir mesajsa… Bilmem farkında mısın ama şu “arınma” işlerinde hiç de fena sayılmam. Ben tutmam öyle etrafımda, “Ayıp olacak… Yalnız kalırım! Bir gün işim düşer…” diye insan. Toksik, canımı sıkan, sabrımı zorlayan, bana kendimi kötü hissettirecek insanlardan en güzel ben kaçarım. Üzülecek, kızacak, kafamı takacak daha önemli işlerim… Ve bunları hak edecek kişilerim var. Bunun adı bencillik değil… Kendini sevmeyi öğrenmek!