CİCİ!

Aslı SERTDEMİR 05 Kas 2022

"Cici" Berkun Oya imzalı, muhteşem bir film! Kadro yıkılıyor… Yılmaz Erdoğan, Ayça Bingöl, Nur Sürer, Okan Yalabık, Olgun Şimşek daha birçok başarılı isim bir araya gelmiş.

“Cici” Berkun Oya imzalı, muhteşem bir film! Kadro yıkılıyor… Yılmaz Erdoğan, Ayça Bingöl, Nur Sürer, Okan Yalabık, Olgun Şimşek daha birçok başarılı isim bir araya gelmiş. Ama itiraf etmeliyim ki, Olgun Şimşek diğer oyunculara açık ara fark atmış. Film 27 Ekim’de Netflix’te vizyona girdi. O gün bugün, Cici konuşuluyor. En gıcık film eleştirmenlerinden bile tam not alıyor. Filmi izleyenler sosyal medyada “Cici” üstüne methiyeler düzüyor. Tam tamına 151 dakika ama hiçbir dakikası boş, anlamsız, sıkıcı değil. Her jenerasyonu, her sosyokültürel yapıdan insanı hatta her statüden bireyleri içine çekiyor. Herkes kendinden bir şeyler buluyor. Oyuncular, oynadıkları karaktere sıkı sıkı bürünmüşler. Sanat yönetmeni tüm sahneleri özenle seçip, düzenlemiş. Tüm makyajlar belli ki bir ustanın elinden çıkmış. Kurgu, müzikler çok iyi. Cici; boş zamanınızı doldurmak için izlenecek filmlerden değil. Herkese tokadını farklı yerden atıyor. Bana tokadı… “Ne kadar eski olursa olsun, kapanmamış yaralar önü sonu kanar!”

Posaya dönmeden…

Yeni bir kelime öğrendim! “Mansplaining” Bu terim, kadınların maruz kaldığı bir çeşit mobbing. İşin aslı astarı; yıllardır hepimiz bu mobbingle yüz yüze gelmişiz, geliyoruz. Mansplaining; bir erkeğin kadınla konuşurken üstünlüğünü gösterme şekliymiş. Ses tonu, tavır veya mimikleriyle kadına “Sen bu işi bilmiyorsun! Sen o işten anlamazsın! Bildiklerin yanlış!” düşüncesi yaratarak özgüvenini sarsma, üstünlük kurma durumuymuş. Pekiiii mansplaining yapan erkekleri nasıl tanıyacağız? Bu erkekler en belirgin ve rahatsız edici özelliği… Küçümseyici ve patronluk taslayan konuşma tavrı. Size kendinizi aptal, cahil hissettirirler. Genelde sizle konuşurken, bir çocuğa ders veriyor edasıyla konuşurlar. Zaman zaman söyledikleri ile sizi milletin içinde utandırır, küçük düşürürler. Çevrenizde iletişim kurduğunuz diğer insanlardan, rahatsız olurlar. Bazen iletişim güçlüğü çekiyormuşsunuz gibi yüksek sesle konuşurlar. Öğrenme güçlüğü çektiğiniz düşüncesiyle, aynı şeyi tekrar tekrar anlatırlar. Sürekli iğneler, irdelerler. İltifat ederken bile, hakaret ederler. Sorularınızı ara ara saçma, tuhaf mimiklerle cevap veririler. Velhasıl kelam; özgüveninizin üstünden bir dozer gibi geçer… Sonra da posanızla dilediği gibi oynarlar. 

Kadın dokunursa…

Kadın eli değen her şey değişiyor, güzelleşiyor. Parlıyor, havası değişiyor. Artık bir mekana girdiğimde, oraya kadının dokunup dokunmadığını anlıyorum. İşte bu hissi yakın zaman önce gittiğim mekanda iliklerime kadar hissettim. Daha girişte başlıyordu kadın kokusu, dokusu… Karşılayanlardan, koridora, duvarlardaki resimlerden, masalardaki çiçeklere… “Buraya zevkli, işinin ehli bir kadın dokunmuş!” dedim. Ayşe Kazancı Etiler’de öyle güzel bir mekan açmış ki… O bildiğimiz Cookshop’lara bambaşka bir boyut getirip, Cookshop Arka Bahçe’ye dönüştürmüş. Yemekler lezzetli, sunanlar güler yüzlü, müzikler çok iyi. Uyarmalıyım! Mekana kahvaltı için gidip, akşam yemeğini de orada yeme ihtimaliniz çok yüksek. Ayşe Kazancı’nın on parmağında on marifet bir iş kadını olduğunu zaten biliyordum. Yine şaşırtmayıp muhteşem bir mekana da imzasını atmış.